| Ne Çare | ||
| bu dostluk ebedi sürer sanmıştım, bak daha yanmadan ne çare. bir bilsen sana nasıl kanmıştım, ümitler tersine döndü ne çare. gülüp oynuyordun değiştin birden, vurdun insafsızca beni kalbimden, sanma ki bu dostluk başlar yeniden, gönül ayrılığa bindi ne çare. | ||
31 Ocak 2008 Perşembe
Ne Çare Abdullah Tastekin
Gönderen
hasan
zaman:
14:07
0
yorum
Etiketler: Abdullah Tastekin
Son Mektup Abdullah Rıdvan Can
| Son Mektup | ||
Merhaba yalancı yarim İyisindir umarım yokluğumda Belki kuşkulandırır mektubum seni ama Yırtıp atınca umrun bile olmaz Sakin ol! Elvedalarla dolu bir haykırışım var sana Giderken arkamdan gülebileceğin bir komikliğim Ağlamalarım var dalga geçebileceğin Ama sen yoksun artık yüreğimde Seni sildim! Fark ettim de uçurumun kenarı korkunç değilmiş Ateş yakmazmış insanı kolay kolay Çarparsa deniz kötü çarparmış ama Hem hasta olduğunu yazmışsın son mektubunda Bana ne! Kendine iyi bakma artık Çünkü sevmiyorum seni Nasıl isterim ki iyi olmanı Sen arkanı dönmüş uçuruma giderken Ben nasıl üzülürüm ki Bilirim gitme desem çekersin beni de yanına Elimden tutup aşağı itersin beni Sonrada halime gülersin Tıpkı her zamanki yaptığın gibi!!! | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:06
0
yorum
Etiketler: Abdullah Rıdvan Can
Seni İzliyorum Abdullah Rıdvan Can
| Seni İzliyorum | ||
Seni izliyorum sokaklarda Her köşe başında sen varsın Sokak lambaları gülümsüyor odama Sanki elimi tutmuşsun yanımdasın. Seni izliyorum boş şehirlerde Yere inen her damlada karşımdasın Sensiz korkuyorum gecelerde İniltiyle söylenen bir aşk şarkısısın. Seni izliyorum yıldızlarda kumsallarda Rezilce yaşayan bir aşk kadınısın Arıyorum artık seni yalanlarda Çürümeye yüz tutmuş bir kitapsın. Seni izliyorum geçmişimde geleceğimde Kendimi bulduğum eski bir aynasın Yüzüm kırık dökük çehrende Ağlayan gözlerimde sen varsın. Seni izliyorum sensiz düşlerimde Sana senden uzak bir mira'ya aşıksın Bir sevda kokusu tütüyor türkülerde Bırak o türkü yokluğunla anılsın. Seni izliyorum şu gök kubbede Azrail çabuk kananlardansın Bir avuç toprağın var ellerinde Sessizce bir ıslık çalmaktasın. Seni izliyorum uzaktan gizlice Her başımı kaldırdığımda gözlerime dolmaktasın Gözyaşlarım usul usul yağıyor sensizliğe Elimde zorla alınmış bir oyuncağımsın. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:06
0
yorum
Etiketler: Abdullah Rıdvan Can
Sana Aldanan Abdullah Rıdvan Can
| Sana Aldanan | ||
Ne ben tutunabildim Ne de sen kaldın bende Rüzgarı fırtınalar yarattı yokluğunun Zamanımı çaldın Bitiyorum... Sürekli bir nisan yağmurusun Camların kuytularına sığınıyor yüreğim Adın yok tadın yok Sen yoksun Olsun... Nasıl bir yalnızlıktır bu? Nasıl bir sensizlik? Kimi sevsem yanlış insan Zaman mekan... Herşey yanlış Herşey yalan Herkes pişman benim gibi Sana aldanan. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:05
0
yorum
Etiketler: Abdullah Rıdvan Can
Oysa Abdullah Rıdvan Can
| Oysa | ||
| Oysa tek hevesim elini tutmaktı Ne seni öpmek doyasıya Ne de sarmak tenimden içeri Sabahlara kadar gezmek istemezdim Yağmurlarda ıslanmak Her an beraber olmak Bunlar hiçti benim için Sevdiğini bilseydim yeterdi Her şeyim sendin Aslında sen benim için çok şeydin Anlayamadın ama Her gece titrek bir lambanın altında Üşüyerek evinizin önünden geçerdim Sen uyurdun o ara Bilmezdin Bilmedin de hiçbir zaman Ne senin için neler çektiğimi Ne de seni ne kadar sevdiğimi Ama ben Soluğuna sığınmıştım soğuk kış gecelerinde Seninle ısınıyor seninle üşüyordum Yokluğun mahvediyordu her geçen gün beni Oysa sen neymişsin Ben ne sanıyordum seni… | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:04
0
yorum
Etiketler: Abdullah Rıdvan Can
Gitmelisin Anlıyorum Abdullah Rıdvan Can
Gönderen
hasan
zaman:
14:03
0
yorum
Etiketler: Abdullah Rıdvan Can
Türküler Kanatlansın Abdullah isik
| Türküler Kanatlansın | ||
| Sana umutlarımı getirmiştim ötelerden Bir de hasretimi Giderken götürecek değilim Sende kalsın Hüzünlere ve bu boyası dökülmüş şehre inat Umutlarımı besle, hasretimle büyü Sil gözyaşlarını ey yar Gidişim sonsuzluk perdesini aralayacak Başaklar boy verecek Balalar soy verecek Türküler söylenecek Belki kurt yalnızlığı düşecek hissemize Hüzünler saracak ufkumuzu hüzünler Hüzünler taze bahar gibidir Unutma bahar senin içinde Nereye gidersen götürürsün Taze tomurcuklar şimdi kavuşma zamanı diyorlar Türküler söyleniyor bir yerlerden Meşeler gövermiş Söyleyin o yare durmasın gelsin diyorlar Şimdi sesime ses ver artık Yüreğini yüreğime ekle Kanatlansın türküler | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:02
0
yorum
Etiketler: Abdullah isik
Abarttık Abdullah isik
| Abarttık | ||
| tamam sus artık, anladık, abarttık, anlamadık, anlaşılmadık, sus artık, bu son anlarımızda, sus artık, yılandan dilin, akrepten elin, sus artık, bizde insanız, yeter artık, sus artık, en azından, ben giderken, saygılı ol biraz, sus artık, susmak nedir , bilmezmisin sen, sus artık, tamam anladık, sen hiçbir şeye değmezmişsin, abarttık, sus artık, ben gidiyorum, allah'ını seversen sus artık... | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:00
0
yorum
Etiketler: Abdullah isik
Fırtınadan Sonra Abdullah Hacıtahirogullari
| Fırtınadan Sonra | ||
| İçimde başlayan ateş yağmuru Doluya çevirdi kara çevirdi Ömrümü karanlık denize doğru Suların oyduğu yara çevirdi Gerçek var ömrümün masallarında Ne kışında umut ne baharında Beni kumarhane masalarında Durmadan atılan zara çevirdi Bir akşam üstüydü senden uzaktım Ayrılık üstüne türküler yaktım Beni en vefalı yar eden bahtım Seni en vefasız yara çevirdi. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
14:00
0
yorum
Etiketler: Abdullah Hacıtahirogullari
Aşkımız Abdullah Hacıtahirogullari
| Aşkımız | ||
| Senin kollarında ölmek ne güzel Gülen gözlerine baktıktan sonra Senden ayırmaya kıyamaz ecel Ben seni böyle sevdikten sonra Yas olsan dökmem yanaklarımdan Gül olsan kopartmam ince dalımdan Vazgeçmem senin aşkından Ağlama istemem sil gözlerini Unutma verdiği son sözlerini Ruhumda açılan aşk izlerini Meleklerde anlar gördükten sonra Öp ki dudağımda tadın kalsın Gel ki mezarımda güller açsın Sula toprağımı kuru kalmasın Aşkımız yeşersin öldükten sonra | ||
Gönderen
hasan
zaman:
13:57
0
yorum
Etiketler: Abdullah Hacıtahirogullari
Ruhsat Versin Gözlerin Abdullah Gulcemal,
| Ruhsat Versin Gözlerin | ||
| Ey gülüm bilirmisin, bilirmisin ey gülüm Yüreğimi ortadan ikiye böldüğümü Ey gülüm gelirmisin, gelirmisin ey gülüm Duyarsan gurbet elde yalınız öldüğümü Ömrümce hep adını anarım hece hece Sana hasret kalalı kim görmüş güldüğümü? Ruhsat versin gözlerin, vuslat için bir gece Gül dudağın üstüne atayım gül düğümü | ||
Gönderen
hasan
zaman:
03:03
0
yorum
Etiketler: Abdullah Gulcemal
İhtiyacım Var Abdullah Gulcemal
| İhtiyacım Var | ||
| Ekmek kadar, hava kadar, su kadar Gönül dostlarına ihtiyacım var. Bülbül için bir gül kokusu kadar Gönül dostlarına ihtiyacım var. Dost dediğin dost kadrini bilecek Dost ile ağlayıp dostla gülecek Karagünde çağırmadan gelecek Gönül dostlarına ihtiyacım var. Candan aziz bildim hatırasını Can dostun bir ömür tuttum yasını Hatırdan çıkarmam dostun hasını Gönül dostlarına ihtiyacım var. Haline şükredip halden anlayan Halikı tanıyıp kuldan anlayan Selamdan, kelamdan, dilden anlayan Gönül dostlarına ihtiyacım var. Dostumun dostunu dost bildim andım Nice dost eliyle odlara yandım Riyakar dostlardan bıktım usandım Gönül dostlarına ihtiyacım var. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
03:02
0
yorum
Etiketler: Abdullah Gulcemal
Agustosta Yuregime Kar Duser Abdullah Gulcemal
| Ağustosta Yüreğime Kar Düşer | ||
| Bu günüme, yarınıma, dünüme Baktığımda aklıma hep "bir" düşer. Garibim yol bilmem hemen önüme Vuslat için bir kılavuz "nur" düşer. Dosta hasret bir uykusuz pınarım Sitem etme ben kendimi kınarım. Zemheride cayır cayır yanarım Ağustosta yüreğime "kar" düşer. Hesaplar gününü geçer kıyıda Ben rahmet beklerim karşı kıyıda. İbrahim ateşte, Yusuf kuyuda Bayram eder, hatırına "yâr" düşer Hakkın boyasıyla boyanamazsam, Zulmün kapısına dayanamazsam, Gaflet uykusundan uyanamazsam. Hem bedenim, hem ruhuma "kir" düşer. Tuzaklar kurulur yolun üstüne Sevda borç değil mi kulun üstüne! Diken arasında gülün üstüne Seher vakti damla damla "ter" düşer | ||
Gönderen
hasan
zaman:
03:01
0
yorum
Etiketler: Abdullah Gulcemal
Serseri Abdullah Erkoc
| Serseri | ||
Sen sosyete kızı ben memur çocuğu Neydi bilmem ki bu abdullahın suçu Genç yaşımda bulmuş beni Yalan dünyanın derdi kederi işi gücü Sen masalarda dans ederek büyürken Elini sıcak sudan soğuk suya değmezken Ben karanlıklara girmişim Henüz neyin ne olduğunu bilmeden Sokakları mesken tutmuşum on üçümde Büyük aşklara kalkmış isyan etmişim on beşimde Dünyaya kafa tutmuşum on sekizimde Sen ise yüzüyordun bodrumun denizinde Sen annenin sıcak kucağında uyurken Ben başımı soğuk kaldırım taşlarına vurmuşum Kaderin en acımasızını anlımda bulmuşum Sen ise gülüm beni can evimden vurmuşun Ah gülüm ah senin kim olduğunu biliyorum Annenin küçük prensesisin Ben ise bir garip kırıkkale serserisiyim Yarını olmayan garip birisiyim Aramızdaki fark nedir biliyormusun sosyete kızı Sen iki günlük zevk için seversin Ben ise sevdi mi Allahına kadar namusum yapmak için severim Yıllar sonra bir gün mezarlığa yolun düşerse Kabri başında kuran yerine müslüm baba okutulan Bir serseri görürsen beni hatırla Bu serseriden olacak sana son hatıra. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:55
0
yorum
Etiketler: Abdullah Erkoc
Niçin Abdullah Erkoc
| Niçin | ||
| Sana seni seviyorum diyorum Sabahlara kadar uyuyamadığımda Aklımda bir tek sen olduğun için Sana seni seviyorum diyorum Seni görünce içimde fırtınalar koptuğu için Sana seni seviyorum diyorum Herkesin dediği için değil İlk defa kendimi böyle hissettiğim için Ve sana ömrümün sonuna dek Seni seviyorum diyeceğim Kara sevda dediklerinin bende olduğu için | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:54
0
yorum
Etiketler: Abdullah Erkoc
Ne Olursun Abdullah Erkoc
| Ne Olursun | ||
Bu dünyaya elbet sende mağlup olursun Sen insansın bir varsın bir yoksun Kara toprağa teslim olmadan Bu kalbin çığlını duy ne olursun. İnanmadın yeminime sözüme Sevildiğini anlamak için bak bir gözüme Bir saray yaptım sana kalbide Artık o saraya sultan ol ne olursun. Beni anlamıyorsan sor Mecnun Leyla’sına Aşkımı meze etme yamyamların içki masasına Girme ne olur sosyete kızı havasına Bu insanın kıymetini bil ne olursun. Her seven sevdiğine kavuştu tek tek Bir ben ayrı kaldım nasıl dayansın yürek Görmek istiyorsan insan nasıl ölür severek Gel gör beni ne olursun. Sen benim canımın canısın Canı olmadan insan nasıl yaşasın Evvelim de ahirimde bir sen varsın Bu bedeni cansız bırakma gel ne olursun. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:54
0
yorum
Etiketler: Abdullah Erkoc
Bugün Yine Doluyum Abdullah Erkoc
| Bugün Yine Doluyum | ||
Ben Allahın gariban bir kuluyum Gelen vurmuş giden vurmuş acılar çocuğuyum Bilmem ki doğruyu nerede bulayım Sevdiğimden ayrıldım gardaş Bugün yine doluyum. Nedense tek tek bıraktılar beni yalnız başıma Kurban olurdum ben onların gözlerine kaşına Gelip bakan yok şimdi gözümün yaşına Koca dünyada yalnızım gülüm Bugün yine doluyum. Tutunacak bir dalım yok ki Niye yaşadığımı bilmiyorum ki Yaşayan bir ölüyüm sanki Çok içerim meyhaneci baba Bu gün yine doluyum. Savaştım kötülerle şerefsizlerle Hayatla kaderle Başaramadım yenildim ben kadere Çaresiz kalmışım kardeşim Bu gün yine doluyum. Alın yazısımıdır kader mi bilemem Akar gözümün yaşı silemem Gül güzelim senden başkasını sevemem Çok of çekerim emmioğlu Bu gün yine doluyum. Biliyorum ki bana kimseden fayda yok Parayı göstersem dostum sevgilim çok Bana benden bile hayır yok Yerimde olsan yaşayamazdın dostum Bu gün yine doluyum. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:53
0
yorum
Etiketler: Abdullah Erkoc
Baş tacısın Abdullah Erkoc
| Baş tacısın | ||
Allahın kulu gözümün nurusun Yüreğimin acısı kiminin bacısısın Başkasının neyi olursan ol Sen benim baş tacımsın. Belki melek belki hurisin Güzel bir şiir gibisin Kaderim elinde sen yazar sen silersin Sen bu kalbin bitanesisin. Sen geldin dünyama neşe getirdin Derdi kederi bitirdin Bana dünyayı değil cenneti getirdin Sen bu insanın baş tacısın. Söyle bu beden senin için dünyayı yıksın Sana yanlış yapanın kafasına sıksın Belki kimine göre can sıkıcısın Ama bu bedenin sonsuza dek baş tacısın. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:53
0
yorum
Etiketler: Abdullah Erkoc
Unutamam Abdullah Bukey
| Unutamam | ||
| Niye sever ki gönül, bir gönlü bir ömür. Neden sevginin ateşini hep gözyaşları söndürür. Niçin hapsolur karanlık bir kalbe duygular Niçin tükenir tek tek sevgi ile beslenen umutlar. Belki bir isyan, bir feryat, beklide bir yakarış, Boşluğa söylenen bir şarkı bu, manası ise yalvarış. Yağmur damlası gibi bulutlardan sıyrılıp gelen bir duygu, Fakat denize düşüp de kaybolmak istemeyen bir sevgi bu. Umudun ve neşenin terk ettiği bir sevgi var bu yürekte, Sessizce yok olan hayallerin acısını kalbinde hissetmekte. Hani olur ya belki dönersin diye yolunu gözlemekte, Gözlerinin esiri olmuş hıçkıran yüreğim hep seni beklemekte. Yıllar geçse bile unutamam sesini, gülüşünü ve seni, Dolduramaz hiç kimse kalbimde sana ayırdığım yeri. Sevdanın yoluna düştüm, dönüşü yok geri. Aklımdasın, unutmadım, unutamam asla seni | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:52
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bukey
Terkedilmiş Kader Abdullah Bukey
| Terkedilmiş Kader | ||
| Önümde aşılmaz, arkası karanlık bir duvar, Kalbimde hala acı, kin ve nefret var. Haykırsam feryadımı, bir tek ölüler duyar, Divane yaşarken gönlüm, ölüden ne farkım var.. Ümidim yok ne bugünden nede yarından, Senden arda kalan, bir iki söz bir parça yalan... Suçum imkansızı değil, yanlışı sevmekmiş meğer, Değmezmiş uğruna akıttığım yaş, değmezmiş sana meğer. Bekliyorum şimdi sessizce, karanlığın çökmesini, Ecelin yağmur gibi glip, gökten inmesini, Kaderin aciz ruhumu, mezara gömmesini, Bekliyorum bir an önce ölümün gelmesini. Nefsin kucağına düştüğüm an edildi gönlüm talan, Son vapur kalkarken limandan, bir katre yaş senden kalan, Yalnız kaldığım zaman anladımki aşk yalan sevgi yalan, Helede terk ettiyse seni ölümüne sevdiğn insan... Derdime acele çare lazım, yada ecele kefen, Hazan yaşatıyor gönlüme, kaderi anlıma yazan, Hani olur ya bazen, zanna düşer ya çeken, O zaman tecelli eder hak hesap sorar senden. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:52
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bukey
Mutlu Ol Diye Abdullah Bukey
| Mutlu Ol Diye | ||
| Usulca döner, sessizce giderim ardıma bakmadan, Hayalini sever, düşlerinle dost olurum yalnızken. Göz yaşım zehir olur da akarken yüreğime. Seni düşünür, ağlarım, kader derim kendi kendime... Yok oluşunu seyrederim büyük bir sevdanın, Giden bulutken sen, akan yağmurun olurum, Uzaklarda umutken gözlerin, düşlere dalarım yine, Yok yere ağlarım kendime, yalnızlığıma ağlarım... Susarım seni gördüğümde, gözlerim anlatır çileyi, Sensiz sokakların delisi gezer yüreğimde, Sessiz kalınca herşey, sesin çınlar kulağımda, Ne vakit çökse karanlık, hayalin gezer anılarımda... Perişan oldum imkansızın peşinde, ne diye. Hep aynı şeyi sayıkladım, illede sen diye. Gidiyorum şimdi, dönmem bir daha geriye, Bakmam gözlerine artık, mutlu ol diye | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:51
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bukey
Yeis Kıvılcımları Abdullah Bozkurt,
| Yeis Kıvılcımları | ||
Her fırsatın başında bir engel, bir bela Seni bana yar etmemek için yarışıyor adeta Her ne yeis gelse de başa İsyan değil, şükür gerektir Mevla'ya. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:50
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bozkurt
Özlem Abdullah Bozkurt,
| Özlem | ||
Ayrılığın resmini çizdim dün gece Bulutlara yazdım adını Dağlara kazıdım sevdamı Unutamadığım! seni çizdim dün gece Loş bir gecenin içinde Lüzumsuz akan gözyaşlarımla Ayrılığım! seni çizdim dün gece Hayallerim ve seninle. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:49
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bozkurt
Kanar Böyle Her Gece Abdullah Bozkurt,
| Kanar Böyle Her Gece | ||
Gözlerine hasret kaldığım, Gül yüzünü mumla aradığım, Sesiyle hayallere daldığım, Sen değil miydin sevgili!!! Aklıma düşünce iki damla yaş ile Heyhat! Bu şiirde de yapılmaz ki hile, Sen her zaman aklımdasın desem bile İnanır mısın bana sevgili!!! Sekiz şubat iki bin altı Henüz vakit gece yarısı Attığın dört-beş mesaj tam bir kalp yarası Sen beni böyle üzer miydin sevgili!!! Uykularım kaçtı, geceler karanlık Sanma ki hatırlarım seni anlık Daima kalbimdesin fakat kalbim kırık! Bir gün bana gelir misin sevgili!!! Ümit son buldu yetişsin artık ölüm Senin yaptığın değil mi bana zulüm? Bırakıp gitsen de beni be gülüm İyi dualarım her zaman seninledir sevgili... | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:49
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bozkurt
Hayal Değil Gerçek Abdullah Bozkurt,
| Hayal Değil Gerçek | ||
Gece ve karanlık baş başa, Hüzün savuruyorken etrafa Bir mum ışığı gibi görünse de Sanki bir güneş doğacak dünyada... Ümitler tükenmiş, nerede beklenen nesil? Sende benim gibi kör olma! İşte o altın nesil. Aysberg misali, üçte ikisi yolda Yetişecek Hızır gibi kaldığımızda darda. Aç gözünü kaldır perdeyi, Duy o harikulade besteyi. Ne duruyorsun sende şahlan at gibi Kaf Dağı'nda değil, diriliş yanı başında! | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:48
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bozkurt
Darbeler Abdullah Bozkurt,
| Darbeler | ||
| Bakın bana! Yıkılışın simgesiyim ben, Yenilmişliğin, yok oluşun sembolü... Deruni hislerin, özlemin acısıyım ben, Kalbim ızdırapla dopdolu... Bir sağdan bir soldan geldi darbeler, Sarsıldım, beynimde çığlık çığlığa sirenler, Öyle bakma! Oldum işte derbeder... Hani sevdiklerim, dostlarım nerdeler? | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:47
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bozkurt
Çaresiz Yakarışlar Abdullah Bozkurt
| Çaresiz Yakarışlar | ||
Neden sustu, neden konuşmuyor gözlerin, Hiç bu kadar ümitsiz olmamıştı sözlerin Gözlerinden akan yaşlar benimdir sevgilim Hıçkırıklarının sebebi, sahibi benim. Ayrılık olmasaydı yine böyle olur muydu? Sözlerin beni derinden vurur muydu? Yok yok! Bu kez de vuran gözlerin olurdu Nerdesin sevdiğim, nerdesin ölüm sebebim Akarken kan gözlerimden Ağıt yaktım ta derinden Yokluğuna acıdı yüreğim Nerdesin nazlı bebeğim? Bak her yer kapkaranlık, hava kararıyor Sevdiğim sensiz hayat sona eriyor Artık çık ortaya oyun bitiyor Göster çehreni zira ölüm beni bekliyor Ayrılık vakti mi geldi ne oluyor Neden yalnızım yoksa ölüm mü dost oluyor? | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:46
0
yorum
Etiketler: Abdullah Bozkurt
Hülyası Yeter Abdil Yıldırım
| Hülyası Yeter | ||
| Lüzum guruba sitem etmeye, Gönlüme gecenin rüyası yeter Karanlık gecemi aydınlatmaya Gelecek sabahın ziyası yeter Gökten hüzün yağsa yağmur yerine İşlese ruhumun iliklerine Işık vermek için ümitlerime Gökte dolunayın siması yeter Nasıl her gecenin sabahı varsa Ve nasıl her kışın sonu baharsa Hasret perde perde ruhumu sarsa Kavuşmak fikrinin hülyası yeter | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:45
0
yorum
Etiketler: Abdil Yıldırım
Enkaz Abbas Yılmaz
| Enkaz | ||
| sensizliğin hüküm sürdüğü yine yapayalnız bir gecede, seni düşündüm de cigaramı bir başka çektim ciğerime! ne olurdu benim için atsaydı o zalim yürek, lüzumu kalmadı artık; çilekeş enkazımı kaldırmaya yeter bir kazma... bir kürek..! | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:45
0
yorum
Etiketler: Abbas Yılmaz
Vicdan Harbi A.Kerem Abaz
| Vicdan Harbi | ||
Kaldığında altında aldığın ahların, Sebebini bağlarsın elbet bir şeye. Olacak uykusuz vardığın sabahların, Fayda etmez ağlamak yada gülmek her şeye... | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:44
0
yorum
Etiketler: A.Kerem Abaz
Duyguların Savaşı A.Cenan Akpınar
| Duyguların Savaşı | ||
Öyle bir alemde yaşıyorum ki, sağ mıyım, ölümü bilemem, Sağıma bakar, soluma bakar, dört duvar haricinde bir dost göremem, Etrafımda hareket eden bir şeyler vardır, el uzatıp erişemem, Kimi doğru, kimi yanlıştır, uyarmak isterim söyleyemem, Konuşmak isterim, bir iki kelime, sesim çıkmaz dinletemem. Sarılmak isterim, sıcaklıklarını hissetmek, var olduğumuzu bilmek, Düşünmek isterim, paylaşmak acıları tatlıları, onlarla dertleşmek, Ben adım attıkça, kahrolası gölgeler uzaklaşır, arzuladıklarıdır gitmek, Bırakırım peşlerini, bakarım ardından gölgelerin, görürüm onlarda da yok istek, Bilmezler ki tek arzumdur, onlarla bir olmak, acıyı tatlıyı paylaşıp, dertlerini gidermek! | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:37
0
yorum
Etiketler: A.Cenan Akpınar
Yalnızlık A. Kadir Bilgin
| Yalnızlık | ||
| Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfıl Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:36
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Yalnız Kadın A. Kadir Bilgin
| Yalnız Kadın | ||
| Gün ışığından güzel kadın renklerin koynunda çiçeklenmiş duruyorsun terasta, kızıl saçlarını sallıyor çapkın bakışların Hırsız gözleri yakalayan karanlık sana sessizce dokunuyor çitle çevirdiğin bahçende, Adonis bu yıllardır beklediğin ışık yitik sandığın ülke ve ezberlediğin koku, aryalarla parlayan ay çıplaklığına vuruyor leke. Bir yudum daha al kadehinden alevlensin kanın papatyalar gibi bir aklaşsın bir sararsın yüzün sar bırak sar bırak avuçların ıslanarak, kasıklarındaki yükü koparıp at gece yorulsun koşturmaktan uyku gözlerinden aksın, Büyük Sahranın kumlarına baksın sevişmelerini saymak isteyen boşalıyor teninden Erosun sunduğu kadınlığın. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:36
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Viva Celevcbato A. Kadir Bilgin
| Viva Celevcbato | ||
| bu gece ne bir yıldız, ne ay var yaşlı gecede hüzne yer yok yüreğimizde hüzne yer yok nasıl olsa kıramazlar filizlerini mutluluk pınarından kaynaklanan sevgimizin çabuk gelir geçer yaz yağmurları bu gece ne bir yıldız ne ay var yaslı gecede yine de hüzne yer yok yüreğimizde | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:35
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Tutsağın Olmazsam A. Kadir Bilgin
| Tutsağın Olmazsam | ||
| -Özgürlük için- Tutsağın olmazsam senin bu gece de tüm geceler gibi kıyısız okyanuslara düşerim dalgasız denizlere. tutsağın olmazsam senin kanayan kanatlarımla enlemsiz boylamsız gezerim ülkesiz atlaslarda. Tutsağın olmazsam senin yaşadığım uçlar arasında çılgınlığı ararım sığamam küçük kalıplara. Tutsağın olmazsam senin çıktığım yazılarda ismini ve ismimi kazırım duvarlara yanyana. Tutsağın olmazsam senin yaşayamam tutsak et beni yoksa savaşamam. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:35
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Şiirin Göğüsleri A. Kadir Bilgin
| Şiirin Göğüsleri | ||
| Korkuyorum şiirin göğüslerini emerken. Mavisi silindi gökyüzünün ırmağın ötesinde hızlı adımlarla el sallayamadım dudaklarına seni bıraktığım kente kızıyorum şimdi ay ışığında yürüyemediğimiz kale kapılarına. Sahne: korkuyorum göğüslerini emerken şiirin. İmgeler duyun terk ediyorum kenti yaratmak için en büyük kalabalığı menekşe çoğaltıyorum martı seslerinde yeniden maviye boyuyorum göğü. Sahne: göğüslerini emerken şiirin korkuyorum. İçiyor geçmişin kuyusu seni de aşka dönüyorum o en büyük şiire yalnızlık bin damla kumsala düşen su eski bir yosun göçmen gölgede. Perde: şiirin göğüslerini emerken korkuyorum. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:34
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Sevgi Öldü A. Kadir Bilgin
| Sevgi Öldü | ||
| Sevgi öldü duydunuz mu Sevgi öldü insanla sevişirken En önemlisiydi aykırı düşlerden Tozlarını silkeliyordu güneş Her kayan şiirin ardından Çocukların kışkırttığı sendikalı işçi arılar Çiçekleri solluyordu tutsak günde Gömleğinden pul pul türküler dökülen Bir çocuk koşturdu haberi Kaldırıp taa uzaklara hatta sonsuza İnsansız=düşmansız yerlere attı ismini Çınladı derin uçurumlar dağlar Sevgi öldü, öldü sevgi. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:34
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Sana Geliyorum A. Kadir Bilgin
| Sana Geliyorum | ||
| I. Benim sabah keyfim yeni açmış bir gülü insanların gülücüklerine yerleştirmektir. II. Sana karlı bir günde geleyim saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan sobanın çıtırtılarına dalalım sana küçük törenlerimizde şarkı söyleyeyim içki içelim güneşle başbaşa saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar bir gece şelalesi gibi damarlarıma akıp yankılan yüreğimde. III. Sana yağmurlu bir günde geleyim parkta ıslanalım birlikte gürültüller toprağın kokusunda erisin kentin görüntüsü değişirken bulutlarla duraksamadan parlayan gözlerin ve ıslaklığınla sar beni en koyu kızıllığında dudaklarının kıralım demir parmaklı pencereleri önlerine ortanca saksıları yerleştirelim ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza. IV. Sana güneşli bir günde geleyim ışıklı yollara halılar serelim birlikte aşkınlığa yükselelim, okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla mücevher gibi parlayan adada, ben hep iskeleye demir atmış beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm tuzlu dudaklarını yakmak için sana kendi yaptığım güneşleri getireyim. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:33
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Rüzgar da Var A. Kadir Bilgin
| Rüzgar da Var | ||
| Bütün rüzgarlara açıl Sana dokunan aşklar savrulsun Çölün kum tepelerine Yüreğinle uç Ve uçur dostlarını Göğün derinliğine Ara verme durmasın duygular Kanatlı beyaz at Aşsın bulutları birer birer Yitik değil yaşam Orada düşüncelerinde her şey var. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:33
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
İhtiyaç A. Kadir Bilgin
| İhtiyaç | ||
| Bu akşam içimde Tuhaf bir sıkıntı var Dünyada sanki bir ben kalmışım. Sanki herkes nerde keder varsa bırakmış Ben nerde bulduysam toplamış almışım. Önümde söğüt ağacı Her zamanki haliyle, çaresiz Havuzda su rahat İnsanlar susmuş Sessiz bir yağmur gibi başladı bende Konuşmak ihtiyacı. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:32
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Gün Boyunca A. Kadir Bilgin
| Gün Boyunca | ||
| gün boyunca damladı güneşin altın saçlarından doyumsuz bir ezgi kavakların uzunluğuna gün boyunca terledi yapraklar hışırdadı dallar boynuma başları dönerek eriştiler buluta avuçlarım yapıştığında aydınlığa seninle bir nefes sessizlik bir fısıltı yağmuru okyanus dolusu özlem ektik dağların duvarlarına gün boyunca ipek kuşlar uçurduk bir küçük pencereden doğayı öğüttük umut değirmeninde kucak dolusu zamanlara uçtuk gün boyunca gün boyunca göğsümüze yeniden dolsak tan, gül ve ışık pırıl pırıl günlere ardışık sevgi duşuyla başlasak | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:31
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Gittin İçimde Kaldı Ayrılık A. Kadir Bilgin
| Gittin İçimde Kaldı Ayrılık | ||
| Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:31
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Gecenin Namlusu A. Kadir Bilgin
| Gecenin Namlusu | ||
| Kollarından tutup akşamın ıssızlığını damarları kurumuş atın sırtında her akşam-ya da gece-eve döndüğümde cam saydamlığındaki ellerini geceler boyu öptüğüm kadının komşusu bir kızı sevmişliğim vardı. umarsızlık saatlerinde sabahın fırçalanmış dişleri arasında yürürken at kestaneleri görünmezdi. Aşk, kadının erkek cinselliği altında ezilmesiyle pelte olmuştu aşkımız ama hala sisli bir ufku gösteriyordu güneş. Yok olmanın bataklığında bebek sonsuzluğa çivilenmiş bir yürek demektir. Toplama kampı toplumda yürek ise, mavi bir kardır süslüyor ellerimdeki dağı. İçinde ağaçların boğulduğu o uzak patika ikimize dardı geceler boyu öptüğüm kadının komşusu bir kızı sevmişliğim vardı. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:30
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Ellerin A. Kadir Bilgin
| Ellerin | ||
| Ellerimden çıkmıyor ellerinin izi Yalnızlık çalarken sirenlerini, Sensiz duygular da anlamsız Nasıl yığdın aramıza Bunca dağı ovayı denizi Ayaklarıma dolaşıyor gözyaşlarım Özlem yine dizi dizi Sular akmıyor Sevişmeler yakmıyor tenimizi. Ben hüzün avcısıyım bilirsin Bu yakınmalar kendime Sen üstüne alınma Yalnız da çoğaltırım gizi Gece beni çağırıyor bak Şimdi dalarım cadde sokak Yüreğimde gecikmiş boşluk Ellerimde ellerinin izi. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:30
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Düşünceler A. Kadir Bilgin
| Düşünceler | ||
| Pınarından özgürlüğün al bir yudum, çek bir soluk rüzgarından sevdamızın seni benden ne bu kapı, ne bu duvar ayıracak, seni ne bu kara kara gelen ölüm. al bir yudum pınarından özgürlüğün rüzgarından sevdamızın çek bir soluk gelir bir el kırar birgün kapıları karanlığın bahçesinde açar gülüm. seni benden ne bu kapı, ne bu duvar ayıracak seni ne bu kara kara gelen ölüm. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:29
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Düşmek A. Kadir Bilgin
| Düşmek | ||
| Ölüme düştü akşam tülbentten süzdüler bataklığı öksüz bir arı kuşu kaldı. Dalgaya düştü deniz unutup tuza döndü koynundaki balığı Maviye düştü kırlangıç kanadı bulutla oynuyor düşler ışık yokluğun öbür adı. Sevgi çağırınca düşmez savur umutlarını yele göğe yükselsinler hele. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:29
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Bir Sevda Türküsü A. Kadir Bilgin,
| Bir Sevda Türküsü | ||
| Sokul yanıma, çığlıklar dolarken kentin sokaklarına yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan. Üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi sımsıkı tut ellerimi ki, bir kır çiçeği korkusuzluğuna ulaşayım. Tuz ekmek ve şarap kadar kutsal, okunması düşlenen bir kitabın el değmemiş koyakları kadar gizemli, sevdaya ait ne varsa içimde sırtımda taşıyorum akşamları. Rüzgarın baştan çıkarıcı çağrısına kapılıp ipini koparan uçurtma gibi çılgın olmak istiyorum, bu yüzden, görmüyor musun kollarım sana uzanıyor savaş alanının tam ortasından Peşimde kanıma susamış canavarlar var, gecenin sabaha yakın olan kısmında çalı ol yapraklarının arasına al beni, dikenlerin batmasın ama. Çocuklar kadar berrak pınarlar olsun avuçlarında, bir yudum içtiğimde ay kanatlarını tak gözlerime gözlerinle yak beni yüreğindeki ateşle. Karınca gölgesi olsan bir öğle üstü, uyusam uykuların en derininde, mermer yontular görsem düşümde, kılıfından çıkarsam ölümü rasgele öpsem ağustos gibi yanan göğsünden, uyandığımda sen yoksan haykırsam, haykırsam, haykırsam... | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:28
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Başka İş A. Kadir Bilgin,
| Başka İş | ||
| Hep merak ederim Nasıl sevişir kardelen çiçeğiyle kar Ve kar damara nasıl akar, Uzatıp başını ak yorgandan Nasıl sessizce ortaya çıkar? Oysa geldi de denemez Şenlikleriyle bahar. Benim bildiğim bahar Çiğdemle başlar, Bu işte belli ki Başka bir iş var. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:28
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Ayrılık A. Kadir Bilgin,
| Ayrılık | ||
| Tüm umut yollarını kapayan aşk da bir isyandır. Nerede kimbilir o fırtına, beni yüzyıllara savuran yüzü yırtık kan. İşlediğim zamansız sevdanın cılız kemiklerini sayıp, özgürlük adına soyunuyorum uykunun karesine aşk kafesimde. Ey duru bestesini dinlediğim gökyüzü! Kiminle o ihtiras denizi, kimi boğuyor dalgalarıyla, nedir bu uğultu, Kimdir tanık? Sussun sularını aşınmış yatağımdan alıp götüren deli yel, umarsız dalgaların uzandığı hiçbir kuyuyu bağlamayan köprünün üstünde Kral Lear gibi güçsüz ve deli düşsün elime ayrılık | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:27
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Ayrı Ayrı A. Kadir Bilgin,
| Ayrı Ayrı | ||
| Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine suçlu suçlu yürürdük gülmeyi konduramadan dudaklarımıza acılarla delik deşik bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi yağmur ıslatırken kaçak evi kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı. Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız sen ve ben pekala kandırabilirdik kendimizi mutluluk oynayarak ayrı ayrı yas içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu ve bitmemiş olurdu takas. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:26
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Ayışığı A. Kadir Bilgin,
| Ayışığı | ||
| Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:26
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Andante A. Kadir Bilgin,
| Andante | ||
| birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize hızlanır kan dolaşımı babil'in asma bahçeleri değildir artık dünyanın bilmem kaçıncı harikası karanlığın bahçesinde açan gülümüzdür. hüzün dolarsa içine bir gece yarısı çevir gözlerini güneşin doğacağı yere çek bir soluk rüzgarından sevdamızın, "kapı"yı, "duvar"ı "kara kara gelen ölüm"ü düşünme çevir gözlerini güneşin doğacağı yere. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:25
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Allegro A. Kadir Bilgin,
| Allegro | ||
| Birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize "al bir yudum pınarından özgürlüğün, rüzgarından sevdamızın çek bir soluk" yaşamın vişne rengi dudakları vardır sevgilim öpüşün kadar sıcak ve tatlı "seni benden ne bu duvar ayıracak, ne bu kapı seni ne bu kara kara gelen ölüm" çünkü ölüm; yiğit ve sevecen bir yaşamın umutlu günlere sunulmasıdır. Canlı bir gül gibi somut ölümün vişne rengidir dudakları kimi kez gülümser dudakların gibi titrek ve dokunaklı bu gece ne bir yıldız ne ay var hüzün dolarsa bu gece yarısı içine "çek bir soluk rüzgarından sevdamızın" çevir gözlerini güneşin doğacağı yere.. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:25
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Akıntı A. Kadir Bilgin
| Akıntı | ||
| Üflerim Şiirin tüm gizini kulaklarına Havalanır birden aklın Akşamlar akar dudaklarına Oturursun ortasına akıntının Tut ki bir aşklığına çıldırdın. Sokul yanıma Çoğul mudur etin, Gerçeklerden mi süzüldü Kolunda duran cinnetin? Haydi gel tedirginliğe Son çağrımdır bu Çıkarıver tüylerini Bahar geldi. | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:24
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
Adagio A. Kadir Bilgin
| Adagio | ||
| Yaşamın vişne rengi dudakları vardır sevgilim öpüşün kadar sıcak ve tatlı özgürlük türküleri de söylenir bu dudaklarla sevda türküleri de vişne rengi dudakları vardır sevdanın gülümser dudakların gibi titrek ve dokunaklı okyanus olur sarar dünyayı ölümün vişne rengi dudakları kimi kez dudaklarınca içten ve inançlı ölüm asude bahar ülkesi değildir o zaman ölüm: yiğit ve sevecen bir yaşamın mutlu günlere sunulmasıdır canlı bir gül gibi somut ayrılık yoktur artık zaman içinden yaşamın ve sevdanın, ölümün kimi kez de öpüşün kadar sıcak ve tatlı vişne rengi dudakları vardır sevgilim... | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:23
0
yorum
Etiketler: A. Kadir Bilgin
İstanbul A. Ergin Odabaş
| İstanbul | ||
Bir gün uzaklardan geldim bir ziyarete Bir masalı yaşadığım yere acı şehrine İstanbul’a bir ömür gibi beni harcayan şehre Sarıyeri, Beykozu, Kartalı, Nişantaşını, ve Heyecanda sınırı olmayan Bağdat Caddesini Her birinin ayrı tadı vardı ayrı heyecanı Oturup içtiğim çayı, poğaçayı, ayranı Ufakta olsa gücüm yettiğince eğlendiğim şehri Cebimde beş kuruş bırakmadığım günleri Her geri döndüğümde İstanbul’dan arta kalan bileti Saklıyordum şimdi de saklıyorum neden dersiniz O zamanın hangi gün hangi zaman olduğunu unutmamak için Her elime aldığımda o bileti o İstanbul’a geri dönüyorum Aklımdan hep yeditepeyi gezmek geçerdi İstanbul’un Ama ne benim sevgim nede onun sevgisi yetti buna Bir ayrılık vurdu bir akşam Kadıköy’de Tek kelime çıktı o hep gülen dudaklardan buruk bir şekilde ‘Ayrılmalıyız’ diye inanamıyordum bu ne demekti Tam sevgim için herşeyimi vermeye hazırken Boyun eğdim o akşam hiç konuşamadım Koştum deli gibi İstanbul sokaklarında ve Yoruldum bir yıkık harabe evin içine girdim kimse ağlayışımı Güçten düşüşümü, acımı görmesin bilmesin diye Duvara yaslı bir şekilde dizlerime kapanık açtım gözlerimi Güneş doğuyordu İstanbul’da ve ben bir söz verdim Bir daha ama bir daha asla acı çekmeyeceğim Çünkü artık sadece seveceğim ama aşık olmayacağım Tek yol koydum kendime aşık olmak için Evlenmek bir ömür yaşamak için aşık olabilirim artık Ve o gün İstanbul şahidimdir bu sözlerime bu inancıma Dinle İstanbul sana sesleniyorum ‘Eğer ki sen beni hem sevindirip Hem de üzeceğini sanıyorsan yanıldın İstanbul, bir daha asla ağlamayacağım Şunu da bil İstanbul ben seni taşın toprağın altın diye değil O toprağın içimde bıraktığı acıyı ve sevinci gördüğüm için seviyorum Ben seni hiç yalnız bırakmadığın için seviyorum Ben yaşamayı seviyorum!!! | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:22
0
yorum
Etiketler: A. Ergin Odabaş
İnatçı Damla A. Elif Arkadaş
| İnatçı Damla | ||
| Camdan kayan damlalara bakarken, Anlıyorum yağmur yağıyor... Camda kaymak istemeyen inatçı bir damla gibi... Hayatta herhangi bir şeye Zorlada olsa direnmek gibi... Nafile bir çaba Doğanın kanunu Yer çekimine yenilen inatçı bir damla gibi... HAYATA, İNSANLARA, DOĞAYA YADA KADERE yenilmek... Çoğu zaman seçme şansın olmadan... | ||
Gönderen
hasan
zaman:
02:20
0
yorum
Etiketler: A. Elif Arkadaş